Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 02.01.2018 10:45:46

Japon mutfağının geleneksel lezzetleri Barlas Günebak’ın ellerinde yaratıcılıkla tanışıyor!

Japon mutfağının eşsiz kültürünü İstanbul’a taşıyan Inari Omakase, Executive Chef Barlas Günebak’ın imzasını taşıyan eşsiz lezzetlerle misafirlerine keyifli bir deneyim yaşatıyor. Spesiyalleriyle sushiden çok daha fazlasını sunan Inari, Uzak Doğu’nun eşsiz lezzetlerinin yanı sıra Japon mutfağından füzyon lezzetler de sunuyor. Şef Günebak, yaratıcılığıyla beslediği lezzetleriyle misafirlerini efsanevi bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor…

Inari, Japon mitolojisinde nefesin, pirincin, çayın ve tilkilerin tanrıçası. Efsanelere göre Inari, kendini ya çekici bir kadın olarak gösteriyor ya da beyaz dişi bir tilki olarak... Onun Inari olduğunu ancak onun efsanesine inanan anlayabiliyor. O kadar nadir ve kıymetli ki onunla karşılaştığınızda şansın peşinizi hiç bırakmayacağına inanılıyor. Öyle ki Japonya’daki Shinto Tapınakları’nın üçte birinden fazlası Inari’ye ithaf ediliyor. İşte, Inari Omakase de adını, günümüze kadar gelen bu efsaneden alıyor. Kısa sürede Kuruçeşme’nin gözde mekanları arasına giren Inari Omakase, birbirinden iddialı lezzetleri ve sunumu ile dikkat çekiyor. Menüde ise Japon mutfağının geleneksel lezzetlerinin yanı sıra sadece Inari’de bulabileceğiniz tatlar da bulunuyor. Inari’de füzyon Japon mutfağının yaratıcısı ise Executive Chef Barlas Günebak. Başarılı şef ile Inari Omakase’yi, Japon mutfağını ve yaratıcı lezzetlerini konuşmak üzere bir araya geliyoruz.
İşini severek yapmanın, yaptığı işte fark yarattığına en iyi örneklerden biri: Barlas Günebak
1983 yılında Mersin’de dünyaya gelen Executive Chef Barlas Günebak, genç yaşında kariyerindeki başarılarla anılan bir isim. Günebak, kendi elinden çıkan sushileri, misafirlerine ilk kez 2003 yılında Çırağan Sarayı’nda Benihana’da sunmaya başlıyor. Başarılı şef, Inari Omakase’nin kuruluşunu şöyle anlatıyor: “Benihana’da yaklaşık iki yıllık bir tecrübe edindim. Ardından İtsumi’ye geçtim. İtsumi’de altı yıl kadar hem mutfakta hem de barda Japon mutfağının geleneksel tarafını öğrendim. Bu tecrübelerimin ardından Japon bir şef ile birlikte Ioki’yi kurduk. Ioki’nin ardından ise artık kendi mutfağımı, kendi yemeklerimi yaratmak istedim. Bu anlamda Ioki benim için iyi bir gözlem ve deneyim alanı oldu. Burada insanların daha farklı ve özgün lezzetler aradıklarını fark ettim. En son Aycan Bey ile ortak bir mekân açmaya karar verdik ve böylelikle Inari Omakase’yi yaratmış olduk.”

“Füzyon tatlar yaratmayı seviyorum”
Inari Omakase, lezzetleri ve dekorasyonuyla Japon kültürünü yansıtan restoran konseptiyle; menüden herhangi bir seçim yapmayıp tüm seçimleri şefe bırakarak, tam anlamıyla bir Japon mutfağı deneyimi yaşatıyor. Böylelikle başarılı şef, misafirlerini kişiye özel hazırlanan sürpriz lezzetlerle karşılaştırıyor. İnari Omakase’nin yerel balıkların kullanıldığı bir mutfağa sahip olduğunu belirten Günebak, şu bilgileri paylaşıyor: “Yurt dışından ithal edilen donuk balıkları kullanmayı tercih etmiyorum. Yerel ve taze balık kullanmayı seviyorum. Böylelikle yerel üreticiye de destek olmaya çalışıyorum. Sosları kendim yapıyorum. Portakal yağı gibi aromatik yağlar kullanarak füzyon tatlar yaratmayı seviyorum. Japon mutfağının geleneksel tatlarına ufak dokunuşlarla kendi yorumumu katıyorum” diyor.

“Günlük spesiyaller ve farklı lezzetler üzerine yoğunlaşıyoruz”
Inari Omakase; sushi, sashimi, teppanyaki, tempura ve çeşitli kızartmalar gibi ürünlerin yer aldığı geniş bir menüye sahip. “Geleneksel lezzetlerin yanı sıra ufak tefek dokunuşlarla yeniden yaratılmış lezzetlerimiz de mevcut” diyen Günebak, sevilen lezzetlerini şöyle anlatıyor: “En çok sevilen roll’ümüz Kirohana Roll. İçerisinde avokado, türüflü mayonez ve patates çıtırları bulunuyor. Bunun yanı sıra mısır tempuramız çok seviliyor. Mısır tempurayı süt mısırı ile yapıyoruz. Tempura karidese göre daha lezzetli bir tempura olduğunu söyleyebilirim. Onda da türüf yağlı mayonez kullanıyorum.” Günlük, taze ürünlerle spesiyal lezzetler yarattığını ifade eden şef, “Taze ıstakoz geliyor, hemen ıstakozdan bir roll yapıyoruz. Türüf mantarı geliyor, onunla farklı bir lezzet yaratıyoruz. Daha çok günlük spesiyaller ve farklı lezzetler üzerine yoğunlaşıyoruz” diyor.

“Japon mutfağı ürüne ve ürünün kalite değerine dayalı”
Asıl branşı olan Japon mutfağının yanı sıra Tayvan, Çin gibi bölgelerin mutfaklarına da aşina olduğu bilgisini paylaşan Günebak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Profesyonel alanım ve çalışmayı sevdiğim mutfak Japon mutfağı. Japon mutfağı ürüne ve ürünün kalite değerine dayalı. Daha fresh lezzetlerle yaratılmış bir mutfak. Ben de kendi mutfağımda fresh tatlar yaratıyorum. Ürünlerimde Japon mutfağının gerektirdiği bütünlüğü ve geleneksel incelikleri bozmamaya çalışıyorum.”


“Japon toplumun tercihi Kikkoman”
Japon mutfağının temel taşını oluşturan Kikkoman soya sosunu tercih eden şef, Kikkoman’ın Japonya’da bir tarihi olduğunu ve gelenekselleştiğini, soya sosu denilince herkesin aklına Kikkoman geldiğini sözlerine ekliyor. Japon soya sosları ile Çin soya sosları arasındaki farklılıklara da değinen Günebak, Japon soya soslarında tadın, aromanın hissedildiğini anlatırken bu durumu kaliteli bir şarabın damakta ve zihinde bıraktığı hisle örnekliyor. Çin soya soslarında ise olması gereken aromanın bulunmadığını dile getiriyor.



“Kikkoman lezzet kalitesiyle fark yaratıyor”
Japon mutfağının olmazsa olmaz soslarından birinin soya sosu olduğunu belirten şef, Ekol Food’un gastronomi sektörü ile tanıştırdığı Kikkoman’ı tercih ettiğini söylüyor. Kikkoman ile Çırağan’da tanıştığını kaydeden Günebak’ın Kikkoman’a dair paylaştığı bilgiler şöyle oluyor: “Başka mekanlarda farklı ürünler de kullandım. Ancak Kikkoman’ın lezzet kalitesinin son derece yüksek ve değerli olduğunu gördüm. Özellikle sushi ve sashimi veya herhangi bir çiğ balık içeren ürünümüzle birlikte sunduğumuz Kikkoman ekstra bir lezzet katıyor. Diğer ürünlerin ucuz versiyonlarının içerisine ekstradan boya eklenebiliyor. Kikkoman ise son derece doğal bir ürün. Doğal renk, doğal lezzet önem verdiğim konu ve Kikkoman’da bu doğallığı bulabiliyorum. Örneğin yediğiniz balık somon balığı ise Kikkoman o balığın lezzetini daha da yoğun bir biçimde almanızı sağlıyor. Dolayısıyla Kikkoman’dan çok memnunum ve ürünümü gelecekte de değiştirmeyi düşünmüyorum.”

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.