Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 03.01.2018 10:05:10

Beyoğlu’nda bir inci: “Victoria Ocakbaşı Meyhanesi”

Beyoğlu’nun günümüze yansıyan tarihi dokularından biri Victoria Ocakbaşı Meyhanesi. Ortaçağ’ın izlerini taşıyan taş duvarları, meyhane kültürünün fasıl notaları ve eşsiz mezelerin lezzetiyle buluşuyor. Victoria Ocakbaşı Meyhanesi İşletmecisi Vedat Ayrancı, meyhane kültürüne sevdalı lezzet tutkunlarına “Günün telaşına kapılıp, hayatın tadını çıkarmayı unutmayın!” diyerek sesleniyor.

Victoria Ocakbaşı Meyhanesi, 1958 yılından beri Ortaçağ döneminden kalan bir sarnıcın içerisinde konuklarını ağırlıyor. Beyoğlu’nun en eski mekanlarından olan ve İstiklal Caddesi Olivya Geçidi Sokak’ta bulunan mekân, meyhane kültürünü geleneksel yönleriyle yaşatan ender noktalardan. Victoria Ocakbaşı Meyhanesi İşletmecisi Vedat Ayrancı, mekân hakkında şu bilgileri paylaşıyor: “Meyhanemiz 1958 yılında kuruluyor. Kurucu Süleyman Bey ile 1988 yılında tanıştım. O zamanlar gündüz esnaf lokantası akşam da meyhane olarak hizmet veriliyordu. 90’ların ortasında Süleyman Bey dükkânı devretti. Dükkânın ismini değiştirmeden yine meyhane olarak hizmet etmeye devam ettiler. Ben ise 2011 yılında mekanımızı devir aldım.”
 
“Zahterli Hatay kırık zeytin, acılı ezme ve kuru börülcemiz özel lezzetlerimiz”
Victoria Ocakbaşı Meyhane; ocakbaşı ve meyhane olarak hizmet veriyor. Hafta sonları 3 kişiden oluşan canlı fasıl ekibi, Türk sanat müziğinin sevilen şarkıları ile misafirlerine meyhane kültürünü yaşatıyor. “Yaklaşık 20 çeşit mezemiz,4 çeşit salata, 5 çeşit ara sıcak, 15 çeşit kebap, 2 çeşit balık, 3 çeşit tatlı ve meyve tabağı servisimiz var” diyen Ayrancı, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Özellikle zahterli Hatay kırık zeytin, acılı ezme ve kuru börülcemiz bize özel dokunuşlar taşıyor. Ana yemeklerde bir ocakbaşında aradığınız tüm lezzetlere ulaşabilirsiniz. Tüm ürünlerimizi; özellikle çöp şiş, Adana Kebabı ve patlıcan kebabını denemenizi tavsiye ederim. 3 çeşit tatlımız bulunuyor. Fıstıklı bülbül yuvası, fıstıklı baklava ve magnolya tatlısı. Magnolya tatlısını eşim Ayşe Hanım yapıyor.”
 
“Bölgelerinde yetişmiş otlar ve baharatlar bizim için büyük önem taşıyor”
Ürünlerinin gerçek lezzete ulaşabilmesi için özellikle mevsiminde ve yöresel tedarikçilerle çalışmaya özen gösterdiklerine vurgu yapan Ayrancı, “Özellikle mezelerin ve kebapların ait oldukları bölgelerde yetişmiş otlar ve baharatlarla yapılması bizim için çok önemli. Bizi farklı kılan birçok özelliğimizden bir tanesi de meyhane mezelerini ve ocakbaşı kebaplarını canlı fasıl eşliğinde misafirlerine servis ediyor olmamız. Kültürel olarak ocakbaşında fasıl ve meze, meyhanede de kebap olmaz” diyor.
 
“İnsanlar eğlenmek, ağlamak, şiirler okuyup, yazmak için meyhaneye geliyor”
Ayrancı’nın meyhane kültürüne yönelik değerlendirmesi ise şöyle oluyor: “Aslında meyhane kültüründe çok fazla bir değişim olduğunu zannetmiyorum. Yine insanlar eskiden olduğu gibi ‘En kötü günümüz böyle olsun!’, ‘İki lafın belini kıralım!’ diyerek arkadaşlarla eğlenmek, dostlarla ağlamak, sevgiliye şiirler okuyup şiirler yazmak için meyhaneye geliyor. Ama ürün çeşitliliğinin özellikle büyük şehirlerin Anadolu’dan aldığı göçler sebebiyle artığını ve yöresel lezzetlerin daha revaçta olduğunu söyleyebilirim.”
 
 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.