Antalya’da dünya mutfağının buluştuğu nokta: Seraser
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 23.02.2019 12:42:30

Antalya’da dünya mutfağının buluştuğu nokta: Seraser

Seraser, dünya mutfağını geleneksel motifler ile harmanlıyor. Antalya Kaleiçi’nde yer alan mekân, kusursuz lezzet deneyimi ile yerlilerin ve turistlerin her zaman gözdesi. Bir araya geldiğimiz işletme sahibi Özgür Tankut, Seraser’in ilk göz ağrısı olduğunu belirterek “Fine dining konseptini old school olarak sunuyoruz” diyor.

Seraser 2009 yılında Özgür Tankut tarafından hayata geçiriliyor. Üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlayan başarılı işletmeci, Londra ve Fransa’da eğitimler alıyor. Tankut, yola hayalindeki restoranı açma fikriyle çıktığını belirterek, “Seraser projesine 2009 yılında başladık. Aynı zamanda Tuvana Hotel, il Vicino, Pio Gastro Bar ve Bistro’nun da ortağıyım” diyor. 

“Yeni sezonda lokal ürüne ağırlık vereceğiz”
Seraser’de dünya mutfağından seçkin lezzetler görmek mümkün. Altı ayda bir menü yenileyen restoran, önümüzdeki sezon bir değişikliğe gidiyor. Tankut, yeni sezonda lokal ürünlere daha fazla yer vereceklerini belirterek, “İlk başta dünyadan seçmeler planladık. Menümüzde sushiler, makarnalar ve dünyanın farklı yerlerinden seçtiğimiz başlangıç, ana yemek ve tatlılar bulunmakta. Yeni hazırlayacağımız menünün mentalitesi ise farklı olacak. Baharatı biraz fazla kullanacağız. Lokal ürüne ağırlık vererek, Türk lezzetlerini, modernize edeceğiz. 2018’de bununla ilgili bir iki deneme yaptık, dönüşler gayet iyi oldu. Dolayısıyla yaz sezonunda taze, lokal ve damak tadımızın alışık olduğu tatları modern bir şekilde sunacağız” açıklamalarında bulunuyor. 
Baklavaya modern bir dokunuş
İki günde bir ürün tedariki gerçekleştiren Seraser, Türkiye’nin birçok bölgesinden ürün temin ediyor. Menünün en sevilenlerinden, levrek ceviche gelenleri büyülüyor. Grida ise sunumuyla dikkatleri üzerine çekiyor. Mekânın imza lezzeti ise baklava. Daha az şerbetle ve daha kuru yapılan baklava, gelato ile servis ediliyor. El yapımı makarnalar ise büyük bir özenle hazırlanıyor. 


“Bölgenin lezzet beklentisini ve misafirin taleplerini sentezliyoruz”
Dört yüz yıllık yapıda hizmet veren Seraser, adını Osmanlı döneminde kaftan kumaşı olarak kullanılmış, aslen ipek çözgüsünde, altın ve gümüş karışımı bir kumaş türünden alıyor. Literatürü çok iyi takip ettiğini belirten Tankut, “Dünyanın en iyi yerlerindeki ürünleri tadıyoruz. Rakiplerimizden geri kalmıyoruz. Doğru danışman ve takım arkadaşlarıyla ilerliyoruz. Bölgenin lezzet beklentisini ve misafirin talep ettiği birçok şeyi sentezliyoruz. Sonrasında bir menü çalışması yapıyoruz” diyor. 
“On yıldır ivmemiz yukarı doğru çıkıyor”
Seraser’de Mart sonu başlayan yoğunluk Ekim ayının sonuna kadar devam ediyor. Lokasyon olarak kolay bir noktada konumlanan restoran, yaz aylarında en yoğun günlerini yaşıyor. Türk mutfağının dünya tarafından merak edildiğine değinen Özgür Tankut, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “10 yıl öncesine göre gastronomi alanında ilerdeyiz. Seraser’i açtığımız dönemde, sadece Yeditepe’de gastronomi bölümü vardı fakat şu an her üniversitede gastronomi bölümü bulunuyor ve binlerce şef yetişiyor. Öte yandan 10 yıldır ivmemiz yukarı doğru çıkıyor. Dört markamız var. Seraser ve Pio için şube düşünmüyoruz. Fakat il Vicino için seneye iki şube açmayı düşünüyoruz.” 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.