Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 22.02.2011

500 yıllık muhabbetin ansiklopedisi

Yemek Yazarı - Mutfak Dostları Başkanı Ahmet ÖRS
Google'da İngilizce olarak arandığında şarabın 467 milyon, viskinin 33 milyon hatta tekilanın bile 27 milyon 300 bin kaynakta bulunduğunu, bizim 'aslan sütümüz', 'milli içkimiz' Türk rakısının ise sadece 11 bin 800 kez adının geçtiğini gördüm. Bakalım 'Türk Rakısı' kaç belgede var, diye araştırdım, o da 5 bin 360 sonuç verdi. Ne hazin... Arrak (576 bin kez), pastis (910 bin kez), absent (9 milyon 760 bin kez), sambuca (1 milyon 810 bin kez) gibi bizim fantezi saydığımız anasonlu içkilerin yanında bile marjinal kalmış rakı. Korka korka araştırdım, o dudak büktüğümüz, içine katılan anason parfümünü, çoğunun kötü alkolünü küçümsediğimiz komşumuz Yunanistan'ın uzosu bile bizden kat kat daha fazla tanınıyor. İnternette 1 milyon 980 bin sonuç çıkıyor.

MİLLİ İÇKİMİZ YETERİNCE BİLİNMİYOR
Rakımızın bilinmemesi aslında bizim her alanda kendimizi gösteremememizin, tanıtamamamızın milli içkimize yansıması. Şimdilerde ülkemize birkaç ünlü şarap yazarı geldi, şaraplarımız hakkında sağda solda bazı olumlu yazılar çıktı. Bu yazıların kat kat fazlası bizim medyamızda yer aldı. "Dünya bizim şaraplarımızı beğendi," yollu başlıklar koltuklarımızı kabarttı. Benim gazeteciliğe başladığım, ülkemize öyle pek turistin gelmediği yıllarda gazetelerimizde sık sık "Alman Helga, 'Türk erkeklerine, Türk rakısına, döner kebap ve şiş kebabınıza bayıldım,' dedi," türünden haberler çıkardı. Burada bir taşla iki kuş vurulurdu. Bir yandan o sıralarda Avrupa'ya çalışmaya gönderdiğimiz trenler dolusu işçilerden, anavatanda yaşayan bizlere de bulaşan eziklik, eksiklik duygusunu bastırırdık, ulusal gururumuz okşanırdı, bir yandan da hemen hepsi bikinili bu sarışın dilberlerinin fotoğrafları gazete sayfasına canlılık getirirdi. Bu 'Helga'ların söylediklerinin ne kadarının gerçekten onların sözleri, ne kadarının masa başında üretildiğini size açıklayamam; meslek sırrıdır. Ama okurları etkilediği kesin. Çünkü ülkemizi ziyaret eden yabancı devlet büyükleri de 'Türk erkekleri' ile ilgili kısım hariç, yemeklerimize övgülerini sıralayıp, hızlarını alamayıp ülkemizin tarihi ve turistik değerlerini de göklere çıkarıyorlardı. Kısacası biz övülmeyi, değerlerimizin beğenilmesini pek seven bir ulusuz. Ama başkalarının övmesini, beğenmesini, hakkımızda olumlu yazılar yazmalarını bekleriz. İçimizden birileri kendi değerlerimize sahip çıkmaya, korumaya, övmeye kalksa, kimse umursamaz. Tersine, nedendir bilinmez, bizim değerlerimizi küçümseme, başkalarınınkileri yüceltmeye bayılırız. Şimdi bakmayın siz, her köşe başında açılan ithal kahve zincirlerinde Türk kahvesinin satıldığına; onlar bunu, Türk kahvesi de bulundurdukları takdirde izin alabildikleri için yapıyor. Onlara kalsa, kendi espressolarına, cappuccinolarına, Amerikanolarına rakip mütevazı Türk kahvemizi kapılarından içeri sokmazlar. Yabancı zincirler mi sadece bizim ürünlerimize dudak büken? 10 yıl kadar önce restoranlarda Türk kahvesi istediğinizde "Bizde espresso var efendim," yanıtını alırdınız. Dünyanın dört bir yanından içkilerin servis edildiği restoran ve barlarda bundan 10-15 yıl önce rakı istemeye kalkın, bir kovulmadığınız kalırdı. Size tepeden, küçümseyen bir bakış fırlatan garson "Bizde rakı bulunmaz!" yanıtını verirdi. Biliyorum bu giriş biraz uzun oldu. Ama sizlere içimi dökmek istedim. Nereden bakarsak bakalım, 17. yüzyıldan beri Osmanlı topraklarında anasonlu aslan sütü rakı içiliyor. Rakının çevresinde zengin bir kültür oluşmuş. Rakı içmenin adabı, yazılı olan, olmayan kuralları belirlenmiş. Hepsinden ötesi, kuşaklar boyu bu toprakların alkole düşman olmayan insanları sevinçlerini, kederlerini, özel anlarını rakıyla paylaşmışlar. Ama geçtiğimiz günlere dek bizim için böylesine önemli bu içkinin kültürünü, her türlü ayrıntısını tuğla gibi kalın, doyurucu bir kitapta toplamayı kimse akıl etmemiş, ettiyse de bunu ortaya çıkarmaya gücü yetmemiş.

BABA OĞUL ZAT'LARIN EMEĞİ BÜYÜK
İşte bugünkü yazımın konusu, elime aldığımda beni çok heyecanlandıran bu eser, Rakı Ansiklopedisi... Alt başlığında '500 yıldır süren muhabbetin mirası' yazıyor. Yeni Rakı'nın sponsorluğunda hazırlanan, rakı konusunda söyleyecek sözü olan bütün isimleri yazı kadrosunda görebildiğim, ulusal kültürümüze önem verenlerin evlerinde bulundurmalarında yarar gördüğüm bu eser ortaya çıkmış. Eserin Yayın Yönetmeni Erdir Zat; onun geceli gündüzlü emeğiyle bu ansiklopedinin hazırlandığını biliyorum. Ama bir başka isim, Erdir Zat'ın babası, benim sevgili dostum Vefa Zat olmasaydı, bu ansiklopedi olmazdı. Vefa Zat, çocukluğundan beri içinde yoğrulduğu servis sektörü emekçiliğinden kazandığı engin bilgi, deneyim ve anı birikiminin yanı sıra, titiz arşivciliği, usta kalemi ve aklına koyduğunu bütün olanaksızlıklara rağmen er geç hayata geçirme iradesiyle, Rakı Ansiklopedisi'ne hayat veren kişidir. Ansiklopedi okumayı sevmem. Genellikle ansiklopediler, aklınıza takılan bir şeyi arayıp bulmak istediğinizde ele alınır. Rakı Ansiklopedisi öyle değil. Bunu bir tarih, bir anı kitabı, bir öykü seçkisi, rakı kültürüne hizmet etmiş kişilerin biyografisi, hatta rakının yanında yenebilecek mezelerin ayrıntılı tariflerinin yer aldığı bir yemek kitabı gözüyle de okuyabilirsiniz. Rakı Ansiklopedisi bir ilk. Çağatay Anadol'dan yaptığı alıntıyı eserin önsözüne alan Yayın Yönetmeni Erdir Zat, "İlk ansiklopediler talihsizdir," diyor ve ekliyor; "Ne var ki, daima bir 'ilk' olmak zorundadır. Bardağın boş tarafını görmek isteyenler eserde eleştireceka ufak tefek ayrıntılar bulabilir. Benim gibi bardağın dolu tarafına bakanlar böylesine başarılı bir eserde o ayrıntıları görmezden geleceklerdir. Çünkü bu ansiklopediyi uzun bir gelecek, sayısız baskılar bekliyor. Zamanla daha da mükemmelleşeceğine inancım tam." Son sözüm de eserin sponsoru Mey grubuna... Bir zamanlar tekila, Meksika'nın marjinal, kötü alkollü bir içkisiydi. Uluslararası firmaların başarılı taktikleriyle birkaç yıl içinde dünyaya pazarlandı, evrensel içkiler arasına girdi. Mey gibi büyük bir firmanın bundan sonraki misyonu Türk rakısını tekilanın yoluna yönlendirmek olmalı.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri