Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 02.05.2011

Elveda Arman Hocam

Şef Murat Bozok
Aramızdaki yaş farkına rağmen kafamız uyuşurdu. Üzerimde çok emeği vardır. Attığım her adımı büyük bir dikkatle izlerdi. Yeri doldurulamaz bir dostumdu. Hakkını kolay kolay ödeyemem
Arman Kırım’la tanışmamız 2005 yılına uzanıyor. O zamanlar Hürriyet gazetesinde yazdığı bir yazı üzerine gönderdiğim teşekkür e-maili ile başlayan dostluğumuz, giderek bir abi-kardeş ilişkisine döndü. Defalarca birlikte yemek yedik. Gittiğimiz yerlerden bizi şaşırtan şeyleri anında birbirimizi arayıp paylaşırdık. Aramızdaki yaş farkına rağmen kafamız uyuşurdu. Bizi heyecanlandıran şeyler benzerdi. Dünyayı bilen, gastronomiden gerçek anlamda anlayan ve çocuk gibi ama dev gibi kalbi olan bir adamdı...
Üzerimde çok emeği vardır. Attığım her adımı büyük bir dikkatle izlerdi. Bir insan, hem pazarlama profesörü hem gurme olunca bilgilerinden yararlanmamak için deli olmak gerekir. Restoranımı açmadan önce defalarca teftişe geldi. Pazarlama stratejimin nasıl olması gerektiği konusunda nasihat verirdi, severdi, kollardı beni.
Evde Michelin kriterleri
Yemek yapmaya bayılırdı. Özellikle sevdiği insanlarla yeni keşfettiği lezzetleri paylaşmaya... Türkiye’nin kendi ‘nouvelle cuisine’nini yaratması gerektiğini şiddetle savunurdu. Bu konuda bazen yoğun tepkiler almasına rağmen, Arman Hoca’yı bu eleştiriler yıldırmaz, aksine daha da hırslandırırdı. Evinde verdiği yemeklerde Michelin standartları geçerli olurdu. Yanında uzun yıllardır çalışan hizmetlileri tüm sos ve stokları yapacak becerideydiler.
Bundan bir yıl kadar önce İngiltere’nin efsanevi 3 Michelin Yıldızlı şefi Michel Roux’a evinde bir yemek verdi. Ardından beni çocuklar gibi mutlu bir şekilde araması aklımdan hiç gitmez. Michel Roux’un, Arman Hoca’nın yemeklerinin en az iki Michelin Yıldızı alabileceğini ve hatta bazılarının dahice olduğunu söylemesi onu oldukça onore etmişti.
İçinde hep gizli kalmış bir restoran açma isteği olduğunu düşünürüm. Her sorduğumda, “Bu yaşımdan sonra maydanozun sapı, etin yağıyla uğraşamayacağım” derdi. Halbuki tam tersine, zamanının büyük bir bölümünü evinin mutfağında saatlerce yemek yaparak geçirirdi. “Türkiye’nin en iyi restoranını açma” arzusunun içinde kalmış bir ukde olduğuna inanıyorum.
Yarın yokmuşçasına yaşadı
O kadar çok gezerdi ki gıpta ederdim beni her aradığında. Gittiği şehirleri genellikle gastronomik özelliklerine göre seçerdi. Küçük kızı Zeynep ve eşi Yudum’la gitmedikleri ülke kalmadı. Yedi yaşındaki kızı Zeynep, benim diyen gurmelerden daha çok Michelin Yıldızlı lokantada yemek yemiştir. Bununla hep gizli bir şekilde gurur duyardı. Günlerini yarın yokmuşcasına yaşardı. Karısına olan aşkı ve büyük saygısı görülmeye değerdi. “Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka muhteşem bir kadın vardır” derler. Hocam için de fazlasıyla geçerli bu söz... Kendisiyle teke tek yaptığımız dost sohbetlerinde eşi Yudum’un hayatındaki rolünü ve önemini anlata anlata bitiremezdi. Hocamı yakından tanıyanlar iyi bilirler ki kolay kolay kimseleri övmez.
Hakkını ödeyemem
Seveni olduğu kadar, ona kızanı da çoktu. Oldukça şişkin bir egosu vardı. Büyük bir dehası ve kendisini tanıyanların bildiği çocuksu bir yanı vardı. Prensipleri doğrultusunda hayatını sadece sevdiği insanlarla paylaşırdı. Benim tanımaktan gurur duyduğum çok renkli, bir o kadar da parlak ve farklı bir kişiydi. Yeri doldurulamaz bir dostumdu. Hakkını kolay kolay ödeyemem.
En çok arayacağım şeyse şüphesiz; keyifli sohbetlerimiz olacak. Gece yarısı heyecanla çalacak telefonlar, öğütleri, yeni keşfettiği bir ekmeğin reçetesi, bir sahil kasabasında yediği kendisini şaşırtan bir balık, 3 Michelin Yıldızlı bir restoranın amuse-bouche’leri... Arman Hocam seni çok özleyeceğim...

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri