Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 08.06.2011

La Moutte

Şef Murat Bozok
Bir otelin restoranı bu kadar şaşırtıcı olabilir mi? Tomtom Suites Oteli’nin en üst katındaki La Mouette Restoran, İstanbul’da en sık gittiğim ve her defasında da bir şef olarak kıskandığım bir mekan...
İlk kez bir restoranı bu köşede ikinci defa yazıyorum. Yazmadan önce acaba abartıyor muyum diye düşündüm. Restoranın genç iki şefi Cihan Kıpçak ve Üryan Doğmuş’un araştırıp yeni şeyler üretmek için bu denli çok çalışıyor olmalarından etkilenmemek mümkün değil. Türkiye dışından hiçbir malzeme kullanmıyorlar. Yeni trendin takipçilerindenler. Zaten şu anda dünyadaki trend yerellik ve yalınlık. Bana sorarsanız birer milli servetler. Sanki birilerinin kendilerini keşfetmesini bekliyorlar, ama ne yazık ki bu ülkede her şey o kadar kolay olmuyor.
İkinci porsiyonu istedik
Gelelim yemeklerine. Yaz mönüsüne geçmişler. Baslangıç olarak ‘Ahtapot Salatası’ (lavantayla demlenmiş salatalık, kırmızı havyar vinaigrette ve pul biber köpüğü) ve ‘Kompres Karpuz’ (ezine peyniri sorbe, toz zeytinyağı, ceviz ezmesi ve francala gevreği) ısmarladık. Görsellik ve prezentasyon, her iki tabakta da 10 numara. Bazen güzel görüntülü tabaklar gelir ve dua edersiniz ki tadı da aynı şekilde olsun. İlk lokmayı aldığımızda yüzümüzde gülücükler açtı. Gerçekten muhteşemdi ve hemen ikinci porsiyonu istedik. Geçen sene karpuz ve peynir sorbesi tabağını denemiştim. Bu sene bir parça daha ileri gidip üzerine toz zeytinyağı, evet yanlış duymadınız; toz haline getirilmiş zeytinyağı ve ceviz püresi eklemişler. Harikaydı ama şimdiki haliyle bir klasik olmuş bile. Ahtapot salatası ve yanında gelen lavantayla aromalandırılmış salatalıksa süperdi.
Ana yemek olarak, 28 gün dinlendirilmiş dana kontrfile, keş kuru yoğurtlu mıhlama, el basan kreması ve körpe havuç yedim. Derecesi ustaca ayarlanmış ve mıhlamayla güzel bir ikili oluşturmuştu. Tatlı olarak bir klasikleri haline gelen ayranlı panna cotta, earl grey şerbeti ve limon şekeri ısmarladık. Benim yediğim en güzel tatlı bu. Bazen canım çektiği zaman sadece bu tatlıyı yemek için La Mouette’e gittiğim oluyor.
Taksiyle gitmek daha uygun
Eğer illa negatif bir şeyler söylemek gerekiyorsa onları da belirteyim. Aynı caddeyi İtalyan Konsolosluğu’yla paylaştıklarından ve cadde üzerinde park
etmeye izin verilmediğinden eğer arabanızla giderseniz biraz sorun yaşayabilirsiniz. Belki de bu yüzden taksiyle gitmek daha uygun olabilir. İkinci sorunları - eğer sorun denilebilirse - mönülerinin restoran kapasitesine göre bir tık kalabalık olması. La Mouette belki de İstanbul’un en butik fine-dining lokantası. 30 kuverleri, buna karşılık dokuz ana yemek seçeneği var. Böyle olması iyi gibi görünse de daha az sayıda yemeğe konsantre olsalar, çok daha iyi işler yapabileceklerine inanıyorum. Sanıyorum bir otel restoranı olmaları bu konuda biraz ellerini kollarını bağlıyor.
Bir parantez daha açıp şarap listesinden bahsetmek istiyorum. Şarap fiyatları oldukça makul. İstanbul’daki fine-dining restoranlar arasında benim gördüğüm kadarıyla en uygunu. Güzel yemeklerinin yanında, korkmadan ve uygun fiyata iyi şarap içme imkanını tanıyorlar.
Eski İstanbul’a bakan restoran, özellikle de yaz mevsiminde romantik yemek yemeyi düşünenler için doğru adres. Eğer yolunuz düşerse, emin olun, yemeklerin arkasındaki emeği, yaratıcılığı ve lezzeti hissedeceksiniz.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri