Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 21.12.2011

2011'den Geriye Kalanlar

Şef Murat Bozok
Yılın en iyileri listeleri yavaş yavaş açıklanmaya başladı. Ben de bu hafta yurt dışı, gelecek hafta da yurt içi olmak üzere 2011’den aklımda kalan en güzel lezzet duraklarını paylaşmak istiyorum.

 Neticede bir restoranın kişisel muhasebesi yapılırken, en yüksek yargının akılda kalan tatlar olduğunu düşünüyorum. Eminim benim göremediğim ve gezemediğim bu listeye girmeyi hak eden bir çok farklı lokanta vardır. Beni affetsinler...

Dourabeis (Atina, Yunanistan):
Atina’da yerlilerin tercih ettiği bu salaş yer, belki de hayatım boyunca yemek yediğim en iyi balık lokantası olmaya aday. Kalamar, ahtapot ve tatlı olarak lokma aklımda kalan nefis lezzetler. Atina’ya geldiğim ilk gece bir dost tavsiyesi üzerine gittiğim Dourabeis’teki deneyimim üzerine tüm Atina seyahatim boyunca akşamları başka bir lokantaya gitmediğimi söylersem, ne kadar çok etkilendiğimi daha açık ifade etmiş olurum.

DOM (Sao Paulo, Brezilya):
Sevgili Alex Atala ile ekim ayında bir hafta kadar beraber yemek yapma şansını yakaladığım bu lokantada yediklerim ve yapılanlar anlata anlata bitirilecek cinsten değil. Brezilya gibi bir ülkede böylesine başarılı ve tüm gastronomi dünyasının dikkatini üzerinde toplayan bir lokanta yaratmak hiç kolay değil. Sadece Amazon ormanlarından elde edilen malzemelerle harikulade fine-dining yemekler üreten DOM, yakın gelecekte dünyanın en iyisi olmaya aday.

Pierre Koffman (Londra, İngiltere):
Bu köşede defalarca dahi şef Pierre Koffman’dan bahsetmişimdir. Berkeley Hotel’deki bu bistroda ekmeğinden tereyağına, başlangıcından tatlılarına kadar her şey ders kitaplarında okutulacakcasına mükemmel.

Dinner by Heston Blumenthal (Londra, İngiltere):
Gastronomiyle haşır neşir olup Fat Duck ve Heston Blumenthal isimlerini duymamış kimse kalmamıştır. Dinner, Heston’un Londra’da meşhur Fat Duck restoranını bir kademe basitleştirerek açtığı ikinci yer. Size de Fat Duck biraz fazla uçuk kaçık geliyorsa, Dinner’ı denemenizi öneririm. Rezervasyon yaptırırken Hyde Park’a bakan bir masa rica ederseniz, yemeğiniz daha da keyifli bir hal alacaktır.

L’Astrance (Paris, Fransa):
Restoranın sahibi ve ortağı Pascal Barbot, kanımca Fransa’nın yeni Alain Ducasse’i olmaya aday. Bir başka 3 Michelin Yıldızlı L’Arpege isimli lokantada şef olarak çalışırken, bundan 10 yıl önce aynı restoranın müdürüyle ortak olarak açtığı L’Astrance büyük bir başarı öyküsü. 7 masalık bu lokanta, 3 Michelin Yıldızlı ve çoğu uzman tarafından Fransa’nın en iyisi olarak gösteriliyor. Eğer Paris’e giderseniz, birkaç ay öncesinden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.

San Marco (Roma, İtalya):
Bu listedeki en salaş ve fiyat-kalite dengesi en yüksek restoran olan San Marco’yu tamamen bir tesadüf eseri keşfettim. Burası tipik bir mahalle lokantası. Pizzaları ve makarnaları nefis. Her daim dolu. Kadehte birbirinden farklı birçok İtalyan şarabını deneyebilecek olmanız da cabası.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri