Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 21.04.2012

ABD'de Ev Dışı Yemek Sektörü Nerede?

Osman Serim

Amerika'daki "ev dışı" tabir edilen kafe, restoran ve dışarıda yemek yenecek mekan sektörüne bakıldığında Türkiye ile arasında oldukça büyük farklar bulunuyor. Sektör için anlamlı bilgiler içeren ABD Lokantacılar Birliği'nin 2011 verilerini Osman Serim bizim için yorumladı...
National Restaurant Association, yani ABD Lokantacılar Birliği'nin 2011 yıl sonu raporu sektörümüz için çok anlamlı verilerle dolu. Dünyada ev dışında en fazla yemek yenen bu dev ekonomide geçen yıl restoran, bar, kafe, fast food kısacası sektörün toplamında, 604 milyar dolar hasılat elde edilmiş. Doğrudan hasılatın dışında, sektöre tedarik sağlayan her türlü üretici ve ticari firmalar, hizmet şirketleri kısacası konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkisi olan herkes bu dev pastadan payını almış. Müşterilerin kasada ödedikleri her dolar, ilave 2,1 dolarlık bir ekonomik değer yaratmış. Amerikalıların her türlü ev dışı yeme içme faaliyetlerine gösterdikleri ilgi inanılmaz boyutlarda. Nüfusu 300 milyonu geçen bu ülkede günde neredeyse aynı sayıda kişi bu hizmetlerden yararlanıyor. Ülkemizde ise işyeri, okullar, ordu gibi toplu ve ücretsiz olarak verilen yemekler dışında, kendi parası ile ev dışı yemek hizmetlerinden yararlanan kişi sayısı sadece 5 milyon. Yani yaklaşık her 16 kişiden biri. Bu mantıkla ABD seviyesinde bir sektör kullanımı gerçekleşirse Türkiye'de şu anda mevcut yiyecek içecek tesis sayısının 16 ile çarpılması gerçeği ortaya çıkıyor, sektörün önünün ne kadar açık olduğu apaçık ortada. Tabi bu verileri oluşturan kişiler aynı gün içinde bir kereden fazla bu hizmetlerden yararlanabiliyor ve ülke nüfusu içinde sayılmayan turistler hesaba katılmıyor, verileri bu şekilde değerlendirmek gerekiyor, bizde de onlarda da.

Raporu okumaya devam ediyoruz. ABD'de direkt olarak yeme-içme sektöründe çalışan kişi sayısı 12.8 milyon kişi ve her sene yaklaşık 250 bin yeni iş yaratılıyor, bu hesap her 10 yılda bir 2,5 milyon yeni yiyecek içecek emekçisi sektöre dahil oluyor ki bu rakam örneğin Yunanistan nüfusunun çalışan kesiminin tamamına eşit! Amerika'da toplam 960 bin noktada yiyecek içecek hizmeti veriliyor ve Amerikalıların beslenme yani toplam gıda harcamalarının yüzde 49'u (yaklaşık yarısı) ev dışında restoran, kafe ve benzeri yerlerde yapılıyor. Bu oran bizde nedir bilen yok ama Türk insanının ortalama olarak yılda ev dışı yemek harcamasının yüzde 5’i bile geçmeyeceği kanısındayım. Aynı hesaba göre her Amerikalı ortalama olarak ev dışı yemek harcamalarına senede 2,619 USD harcıyor, bizim paramızla 5 milyar yani ayda yaklaşık, kişi başı 420, günde 14 TL. ABD gayri safi milli hasılasının yüzde 4'ten fazlasını yiyecek içecek sektörü karşılıyor ve çalışan nüfusun onda biri bu iş kolunun üyesi. Sosyal olarak sektörün ülkenin (ABD) iş hayatına doğrudan ve dolaylı faydaları saymak ile bitmiyor. Bu iş koluna yapılan her milyon dolarlık harcama 34 yeni iş yaratırken, sanayi sektöründe aynı sayıda yeni iş yaratmak için bunun neredeyse 3 misli yatırım yapmak gerekiyor. Üstelik tecrübesiz veya düşük vasıflı iş gücünün en önemli iş vereni yine yiyecek içecek sektörü. Amerika’da çalışan nüfusun tamamının yaklaşık yarısı ilk profesyonel işlerinin bu sektörde gerçekleştiğini söylüyor. Neredeyse bütün lise ve üniversiteli gençlerin tahsilleri sırasında hangi sosyal sınıfa mensup olurlarsa olsunlar mutlaka yiyecek içecek sektöründe çalışmış olmaları bu verileri doğruluyor.

Kadınlar (%57) azınlıklar (%31) sakatlar (%9) gibi iş bulması daha zor olan grupların bu sektörden aldıkları iş gücü payı bir başka sosyal avantaj. Düşük sermaye hatta bazen sadece emeklerini sermaye olarak koyarak sektörde iş sahibi olmak mümkün. Zaten işletme sahiplerinin yüzde 46'sı ise sıfırdan başlamış. Bu yönden baktığınızda çalışkan, kararlı, becerikli ama kısıtlı mali birikimleri olan bir genç için daha fazla başarı şansı sunan bir sektör olmadığını söyleyebiliriz. Gelelim bize... Son 20 yılda sektörün bilhassa büyük şehirlerde nereden nereye geldiğini en ön saflardan izleyen biri olarak birçok insanın tersine daha doygunluk noktasının çok uzaklarda olduğunu ve milli gelir, dolayısı ile satınalma gücünün artması, ülke turizminin dünyanın ilk onunda yer bulması, müthiş bir hız ile gelişen AVM benzeri yeni yaşam alanları, çok genç bir nüfus, bunun yanında hızla değişen sosyal alışkanlıklar ve şehirleşme ile sektörün önünün çok açık olduğunu düşünüyorum. Hatta standartlarını, teknolojisini, yetişmiş iş gücünü artık belli bir seviyeye çekmiş olan ülkemizin yurtdışında oturan yaklaşık 5 milyon vatandaşımızın da katkısıyla yakın bir gelecekte dünya ev dışı yemek sektöründe (zaten belirtiler de kapıda, öncüler iş başında!) önemli bir oyuncu haline geleceğine ve sayısız konsept mal ihraç edeceğine eminim.

 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.