Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 30.11.2015

Laci ekmeği “Ekşi maya serüveni II”

Mutfak Şefi ve Yemek Araştırmacısı Ömür Akkor
1 yıldır bu ekmeğin peşindeydik ve 1 yıldır Letonya’nın Laci fırında çalışmak için haber bekliyorduk. Ekim ayının başında gelen bir mailde “pazartesi 12’de imalatta olacaksınız” yazıyordu. Gerçekten çok mutlu olmuştuk lakin günlerden cumaydı ve biz tüm işleri bırakıp yola çıkmak zorundaydık ve aynen de öyle yaptık.

Bizim ekşi maya grubunu tanırsınız; Yıldırım Karafırın’dan Palemek Şevki abi ve annesi dâhil tüm ailenin130 yıldır fırıncı olduğu Pasto Hakan. Süper heyecanlı bir yolculuktan sonra Riga’ya indik. Riga, gerçekten güzel bir şehir, Letonya ise dünyanın en güzel ülkeleri arasında. Mutlaka seyahat listenize alın derim. Her yer orman ve ormanların arasına serpilmiş 100 bin göl ve birkaç şehir… İşte Letonya tam olarak böyle… Mutlaka gidin!

Kiraladığımız eve yerleştikten sonra ilk gittiğimiz yer eski bir zeplin fabrikası olan 4 hangar ama bu hangarlar artık yerel pazar olarak kullanılıyor. Özellikle balık kısmı ise görülmeye değer. Aldığımız füme balıkları, havyarları ve somonları evde bir çırpıda tüketip sabırsızlıkla sabah olmasını bekliyoruz.

Sabah uyanıp arabaya atladık, 40 km uzaklıktaki Laci fırını için haritamızı hazırlayıp doğruca yola koyulduk. Fırına varınca önlükleri giydik ve ben defteri kalemi hazırladım. Artık o enfes Laci ekmeğini yapacaktık.

Laci ekmeğinin en önemli özelliği çavdar unu ve mayası ile yapılmış olmasının yanı sıra pişirme tekniği. Gerçekten teknik açıdan bir benzeri yok. Ekmek fırına girmek için hazır hale geldiğinde odun yakılarak fırın 495 dereceye yükseltiliyor. Evet, tam 495 derece! Sonra hazırlanan ekmek fırına atıldığından mayadan çıkan gaz sayesinde önce dumanlar içinde kalıp sonra bir anda parlıyor ve alev alev yanmaya başlıyor. Birkaç dakika sonra alevi sönen ekmek fırından alınıp 220 derecede 80 dakika pişmeye bırakılıyor. Yani önce ekmek hamuru yüksek ateşte mühürlenip daha sonra pişiriliyor.

Fırında çalışmaktan sonra kalan vaktimiz de etrafı gezmeye ayırdık. Bu esnada karşılaştığımız bir Türk bize, “Buraya kadar geldiniz bari buraların manevi sahiplerini de görün!” deyince şaşırdık ve “Kim onlar?” dedik. O da bize başladı hikâyeyi anlatmaya: “Osmanlı Rus harbinde Plevne cephesinde esir düşen 26 Osmanlı askeri Riga’nın 100 km kuzeyinde Cecil kasabasına sürülüyor. Yaralı olanlar vardıktan sonra bir kısmı ise hastalıktan dolayı şehit düşüyor. Kalan birkaçı da fırıncılık bildiği için kasaba fırında çalışıyor.” Cümle bittiğinde hepimizin gözleri doluyor. Bir daha hiç bir zaman memleketlerine dönemeyecek olan ve ailelerin “Harpten dönmedi nerede Allah bilir” dediği bu Türk askerleri bir arada Cecil’deki şehitlikte yatıyor.

Yaklaşık 1,5 saat sonra Cecil’de şehitliği buluyoruz. Ağaçlarlar altında, her yer sonbahar yaprakları ve mezarların üzerinde Türk bayrakları… Şevki abi, uzun zamandır kuran dinlememişlerdir bir Yasin okuyalım diyor ve başlıyor okumaya. Gözlerimiz doluyor her bir şehidi ayrı ayrı selamlıyoruz. Yasin bittiğinde usulca bir memleket türküsü de söylüyoruz. Sağanak bir yağmur başlıyor ve unutulmaz anlarla hem Riga’dan hem de şehitlikten ayrılıyoruz.

Not: Ekşi maya ekibi olarak sadece dünya üzerinde seyahatler yapmıyoruz. Aynı zamanda Türk ve Anadolu ekmekleri, mayaları ve buğdayları üzerine çalışıyoruz. Her yurtdışına gittiğimizde de bu işin ne kadar milli bir husus olduğunu daha çok anlıyoruz. İlk seyahatte Belçika/Saint Vith’e daha sonra Trabzon/Vakfikebir, Kıbırs, İtalya/Altamura ve Letonya seyahatleri yaptık. Şimdi ise sırada Tokat ve Gümüşhane ekşi maya ekmekleri ardında da İsrail ve San Fransisco var. Siz bu satırları okuduğunuzda biz yeni bir ekşi maya serüveninde olacağız. Seyahati insagram/omurakkor hesabından takip edebilirsiniz.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.