Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 04.01.2018 18:32:08

Ben hangi gıdaları yemiyorum?

Prof. Dr. Nezih Müftügil
Uzun yıllar hijyen ve gıda güvenliği konularında çalışan bir kişi olarak hijyenik kaygılarla yemek konusunda seçiciyim. Hangi gıdanın ne gibi sağlık tehlikeleri içerebildiğini iyi biliyorum. Bu nedenle, sakıncalı olduğunu bildiğim gıdaları tüketmiyorum veya mümkün olduğunca az tüketiyorum.
Maalesef, gıdalar çeşitli mikrobiyolojik ve kimyasal tehlikeli maddeler içerebiliyorlar. Sağlığımızı korumak için bu tehlikelerin farkında olmak ve gıda tüketirken dikkatli davranmak gerekiyor. Bu konudaki düşüncelerimi bilen çevremdeki insanlar zaman zaman bana gıda seçiminde neleri dikkate aldığımı sorarlar. Ben de bu yazımda tüketmekten kaçındığım gıdaları ve bunların nedenlerini açıklamak istedim. Bu bilgilerin sağlıkları konusunda duyarlı kişilere yararlı olacağına inanıyorum. Aslında halk sağlığı açısından bu bilgilerin herkes tarafından bilinmesi gerekiyor.

Benim nedenleriyle birlikte tüketmeyi tercih etmediğim gıdaların listesi şöyle:

Doğal mantarlar: Doğal mantarların bir kısmı toksik maddeler içerebiliyor. Zehirli olmadığı uzman tarafından onaylanmamış mantarlar ölümlere bile neden olabiliyor.

Çiğ balık: Çiğ balık ve sushi gibi çiğ balık içeren yemekler çiğ balıkların taşıdığı tehlikeli parazit ve bakteriler nedeniyle riskli.

Midye: Genellikle sığ ve kirli sularda yetişen midyeler suyun içerdiği kimyasal ve mikrobiyolojik kirlilikleri taşıyorlar.

Pastörize edilmeyen sütten yapılan peynirler: Sütün pastörize edilmeden işlenmesiyle üretilen yumuşak ve az tuzlu geleneksel peynirler Listeria, Brusella gibi ciddi hastalık yapan bakterileri içerirler.

İyi yıkanmamış salata sebzeleri (maydanoz, roka, kıvırcık ve diğer yeşillikler, domates): Tarla ve bahçelerdeki doğal gübre ve kirli sularla yetiştirilen salata sebzeleri tehlikeli bakteri, virüs ve tarım ilacı kalıntısı taşırlar. İyi yıkandıklarından emin olmadıkça tüketilmesi sakıncalı gıdaların başında gelirler.

Çiğ yumurta: Çiğ yumurta Salmonella isimli ölümcül bir bakteriyi taşıyabilir. Çiğ olarak içilmesi veya iyi pişirilmeden kullanılması çok sakıncalı.

Taze olmayan hamsi, uskumru, sardalya, ton balığı: Bu balıklarda histidine isimli bir protein bulunur. Balıkların soğuk olmayan ortamlarda tutulmaları durumunda 3-4 saat içinde balıklarda histamine birikmesi olur. Histamin zehirlenmeye neden olur. Pişirme histamin zehirlenmesine engel olamaz.

Bezelye, biber, bamya, havuç gibi ev konserveleri: Ev konserveciliğinde ısıtma sırasında yüksek sıcaklıklara ulaşılamaz. Bu sebzelerde bulunan Cl. botilinium isimli bir bakteri ısıtma ile öldürülemez. Bu bakteri daha sonra konserve içinde çoğalır. Az miktarı bile ölümcül olabilir. Konserve açıldıktan sonra bu sebzelerin tekrar pişirilmeden kullanılması durumunda ciddi zehirlenmeler ve ölümler ortaya çıkabilir.

Çilek ve soya filizi: Toprağa yakın yetişen bu gibi meyve ve sebzeler topraktaki bakteri ve virüslerle kolayca bulaşabilirler. Yıkanırken yapıları bozulduğu düşüncesiyle iyi yıkanmadan tüketilirler. İyi yıkandıklarından emin olunmadıkça tüketilmemelidirler.

Pilav: Pişirildikten sonra uzun süre ılık sıcaklık derecelerinde bekletilen pilavda B. cereus isimli bir bakteri çoğalır ve toksin üretir. Bu nedenle, özellikle restoranlarda ılık olarak servis edilen pilavları yemekten kaçınılmalıdır.

Sosis, salam: Bu ürünlerin imalatında kullanılan etlere yabancı maddeler katılabilmektedir ve bunları teşhis etmek de kolay değildir. Ayrıca, başta nitrat olmak üzere başka katkı maddeleri de ilave edilebilmektedir ve bunların miktarı izin verilen değerlerin üzerinde olabilmektedir.

Çiğ köfte: Çiğ et ölümcül bakteri ve parazitler taşıyabiliyor. Pişirilmeyen etteki bu tehlike hiç küçümsenmemeli.

Kömürleşmiş etler: Fırında ve özellikle kömür ızgarada yüksek ısıda pişirilen etler kömürleşebilmektedir. Bu kömürleşen kısımlarda zararlı kimyasallar oluşur.

Kızartılmış ekmek ve patates gibi unlu gıdalar: Kızartılan ekmek ve yağda yüksek ısıda kızartılan patates ve diğer unlu ürünlerin kararmış kısımlarında akrilamid olarak bilinen zararlı bir kimyasal oluşur.

Kokoreç: Yoğun mikroflorasından dolayı iyi temizlenmemiş bağırsak risk taşır. Temizliğinde kullanılabilen klorda zararlı kimyasalların oluşmasına neden olur. Kömür ızgaradaki pişirme sırasında da yine kararan   kısımlarında   zararlı kimyasallar meydana gelecektir.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri